Artık Çok Geç

3311968926_6b55724dbd_z

Bugün hiç seni görmek yoktu aklımda. Aceleyle evden çıktım, normalde düşüncelere dalıp salına salına yürürdüm ama geç kalmış olmanın verdiği panik aklımdaki tüm düşünceleri silip süpürmüştü. Kapıyı kilitledim. Kapının önünde dakikalardır beni bekleyen taksiye bindim. Aklımda hala sen yoktun. Sonra gideceği yere ulaştım. Taksici geri geri çıkması zor olur diye ara sokağa girmemiş, çıkmaz sokak olduğunu söylemişti. Ben de ücreti kendisine uzatıp ara sokakta hızlı hızlı serginin yapıldığı binanın önüne yürümeye başladım. Ayağım takıldı, o nedenle biraz yavaşladım. Karşıdan bana gelen kişiler vardı, gözüm hafif bozuk olduğundan yüzlerini görmek için gözlerimi kıstım. Seni gördüm. Daha sonra adım atamadım. Öylece kaldım olduğum yerde. Hatta heyecanlandım. Uzun zamandır kalbimin bu denli hızlı attığını hissetmemiştim.  Ama böyle olmaması gerekiyordu. Ne yapacağımı bilemedim ve hemen yere baktım. Gözlerimin ucuyla bana doğru yaklaşan ayakları görebiliyordum.

Kaç sene olmuştu seni görmeyeli. Hatta seni düşünmeyeli ve adını ağzıma almayalı bilmiyorum. Bu şekilde bir çıkmaz bir sokağın aşağı yukarı tam ortalarında mı sana merhaba diyecektim? Ya da demeli miydim? İnsanlık ölmedi ya aramızda her ne olursa olsun en azından küçük bir tebessüm etmeliydim. Ancak başım aşağıda ayaklarıma bakarken bunu yapamazdım. Eminim senin gözünden bir aptal gibi duruyordum. Başı aşağı bakan, savunmasızca yolun ortasında duran, yalnız bir kız. Kesinlikle kendime güvensiz duruyordum. Böyle olmamalıydı, yıllar sonra beni bu şekilde görmeni istemezdim. İyice yaklaşmıştın bana. İlk merhabayı sanırım ben diyemeyecektim. Sen başlatırsın ben de devam ederim konuşmaya diye düşündüm. Bu nedenle başımı hafifçe kaldırdım. Sana baktım. Artık tam önümde sayılırdın. Sen de bana bakıyordun. Acaba gelip bir anda sarılacak mıydın? Yoksa gidip bir şeyler mi içelim diyecektin. İyi ki geç kalmıştım sergiye yoksa seni yeniden bulamazdım. Aklıma bile gelmezdin. Ama şimdi geldin. Sen ve tüm o güzel anılar. Beni ilk öptüğün anın sıcaklığını bile hissettim. Tam karşımdaydın artık birbirimize bakıyorduk ve sen kafanı çevirerek yanımdan öylece yürüyüp gittin. Bir saniye bir yanlış anlaşılma olmalıydı. Ben ben ben ben be.. ben böyle düşünmemiştim. Sanki ağır çekimde yaşadım tüm bu 5 saniyelik olayı. Bana küçümseyici gözlerle bile bakmadın. Baktın bana ama belki beni görmedin. Ben senin o bir zamanlar çok ama çok fazla sevdiğin kızdım. Yanımda geçerken kurduğum hayallerin hepsini öldürdün. Buz gibi hissettim. Arkandan sana bakmaya cesaret edemedim. Kafamı yana doğru çevirdim. Gözlerimden akan yaşları görmemeliydin. Ama dayanamadım ve arkamı döndüm. Gerçekten de bakmıyordun bana. Sokağın çıkışına gelmiştin, adımların hızlanmıştı ve o kıza doğru yürüyordun. Kız benim gibi değildi umursamazdı bir kere. Elindeki son model telefonuna bakıyordu. Sen yanına yaklaşınca telefonu bıramaya zahmet etti ve seni öptü. Ben keşke arkamı dönmeseydim. Bu sahneyi görmeseydim. Keşke şu lanet sergiye geç kalmasaydım. Biz bu olamazdık. Biz demeyeli ne kadar da çok olmuştu. Ancak bu kadar yaşanan şeyden sonra sen bana “merhaba” dememiştin, tebessüm etmemiştin, hatta arkanı dönüp bile bakmamıştın. Ben ise yere bakarken sana merhaba demek için hazırladığım en tatlı tebessümü içime gömdüm. Evet, çok geç kalmıştım. Sergiye değil. Sana gülümsemek için çok geç kalmıştım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir