Bu İşin Sırrı Ne

imgres-1

İlişkiler, sevgililer, aşklar, sözde aşklar ve özellikle de profesyonelce yapıldığı sanılan taktikler hakkında yazmak istiyorum. Bu isteğimin nedeni de günümüzde “aşk” denilen kavramın unutulması. Hatta korkuyorum bir gün “Aşk neydi ya eskiden duymuştum dur internetten bakayım” diyecek insanların çıkmasından. Mazilerde kalmış 3 harften ibaret bir şey değil aslında. Yani olmamalı! Ancak azgın yeni nesil çoktan tüketti bile bu kelimeyi. Kendilerini de tükettiler aslında sevgili bulacağım diye. Herkes deliler gibi aşk meşk peşinde daha doğrusu hemen düzeltiyorum “fingirdeşmek” peşinde. Herkes işini gücünü bırakmış sevgili arıyor. Önemli olan 9854567 kişiyle çıkmak mı yoksa her zaman mutlulukla anabileceğin güzel anılar yaşamak mı?

Günümüzde her bir gence “stalker” da diyebiliriz. Bir nevi iz üstündeki avcı yani. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçlarının bir işlevi de uygun eş adayı, sevgili bulmak oldu son günlerde. Atılan DM’ler de sosyal medyadan soğuma sebebi.

Erkekler kısmına hiç girmiyorum ancak gözlemlediğim kızlardan bahsetmek istiyorum biraz. Herkes birini kovalıyor. Şu Foursquare denilen yer tarayıcıdan beğendikleri çocuğun ayağına kadar gidip karşısındaki masaya oturup gülümsemekten de eksik kalmıyorlar.

Fark ettiyseniz zaten artık kızlarda bitiyor iş. Erkekler ne uğraşacağım etraf benim nerede olduğumu öğrenip gelecek kız dolu diyor ve arkasına yaslanıp bekliyor. Zaten çoğu erkeğin ilişki falan düşündüğü de yok. Kız tribi, sevgililer günü, yok hediyeymiş falan kim uğraşır? Gece bir barda mutlaka bir kızla tanışır, bir içki ısmarlamasına mal olur en fazla.

Bu meseleden sonra ikinci aşama da var tabi. Taktik meselesi… Kız çocuğu takip etti, numarasını aldı. Şimdi “Kaçan kovalanır mı, yoksa kovalanan kaçar mı” sorunsalı ve buna akıl yoran binlerce insan… “Şimdi biz geçen gün buluştuk aslında bana mesaj atması gerekir eve döndün mü diye, yoksa ben mi atıyım ya çok güzel bir geceydi teşekkürler diye”, “Kaçıyım bence biraz ama dozunu kaçırmayayım” diyenleri de çok gördüm. Yani biri bana anlatsın dozunu kaçırmayayım ne demek? Bu işin reçetesi mi var? Ne oluyoruz ya gören de profesör doktor sanır. Alt tarafı çocukla buluşmuş! Mesaj atsam mı, ne desem ya da mesaj attı biraz geç cevap veriyim de merak etsin derken dudakları botokstan kapanmayan şaşkın bakışlı bir çok kız! Herhalde dozu kaçırınca da çocuk bu kızla bir daha konuşmuyor. Kız da depresyona giriyor. Çikolata krizleri, romantik diziler…

Bu işten en zararlı da arkadaşlar çıkıyor. Arkadaşınla çocuğu takip et, arkadaşının mesaj atsam mı atmasam mı dozunu ayarlamak için yardım et, sonra da günlerce ağlamasını çek. Gerçek dost buna derim. Ama aslında demem de… Benim böyle bir arkadaşım olsa en başta kafasına vururdum kendine gelsin diye.

Bir de erkeğin hoşuna gider ben saf, salak kız ayağına yatıyım diyenler de var tabi. İnsan niye kendini salak durumuna düşürmek ister? Cevabı basit çünkü gerçekten salaktır. Aklı başında hiçbir kişi bunu yapmaz, özellikle bir erkek için.

Bunun yanında sadece internetten erkek kovalayan atak yapamayan pasif stalkerler var. Onlardan zarar gelmez, sadece zararları kendilerine ama diğer stalklerler gibi çok canlarının yanacağını da sanmam. En fazla bilgisayar başında hayal kurarken uyuyakalırlar. En büyük acıyı da bir iki gün sonra beğendikleri çocuk Profile Picture ini bir kızla yapınca yaşarlar.

Erkekte para ve kariyer önemliyken, kız için fiziğin önemli duruma gelmesi de acınası bir durum! O zaman “Baba beni okula gönder” kampanyaları boşuna. Onun yerine “Baba beni spora gönder” olsa, kızlar da fiziklerini güzelleştirip zengin koca avına çıksa herkes daha mı mutlu olur?

İlişkileri görünüş üzerinden bu kadar yüzeyselleştirmek neslimizin en büyük hatası. Herkes klon gibi olmaya başladı fark etmiyor musunuz? Herkeste aynı platin sarısı saçlar, solaryumdan kömür olmuş bronz bir cilt, hokka burunlar, botoks nedeniyle etrafa şaşkın şaşkın bakan yüzler. Bu işin sırrı bu şapşal ifadeye bürünmek de değil.

Açıkçası üzgünüm sevgili stalkerlar ama bu işin sırrı yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir