Kader

Liseli bir kız tam evden çıkarken telefonunu unuttuğunu anladı ve telefonunu almak için odasına geri döndü. O sırada onu bekleyen okul servisinin arkasında bir kuyruk oluşmuştu. Servisin iki araba arkasındaki siyah motorda genç çocuk havaalanına yetişmek için kenardan geçmeye çalışıyordu fakat yol oldukça dardı. Caddeye çıktığında da motorlu çocuğun peşini şanssızlık bırakmamış kırmızı ışığa takılmıştı. Kırmızı ışığa aldırmadan geçmek istedi ancak yolun kenarındaki polis onu durdurdu ve ceza yazmak için sağ tarafa motorunu çekmesini rica etti. Motordan inen genç çocuk uçağına yetişme telaşını unutmuş polisle konuşuyordu. O sırada caddedeki kafenin içinde önemli bir iş kadınına benzeyen hoş bir kadın kahve almak için bekliyordu. Kahveyi hazırlayan kız çok dalgındı çünkü önceki akşam sevgilisinin onu aldattığını öğrenmişti. Kahveyi kadının istediği gibi yapamayan kız çok özür dileyerek yenisini yaptı. O sırada caddede arabalar için yeşil ışık yanmıştı ve kahvesini alan hoş kadın karşıya geçmek için koşarken yeşil ışığı gören okul servis şöförü önüne bakmadığı için genç kadına çarptı. Kadın elindeki kahveyle beraber yere düştü. Kahve her tarafa saçılmıştı. Polis motorlu adamın yanından yere düşen kadının yanına koştu. Servisin içinde okula gitmek için bekleyen çocuklar uykulu gözlerini kocaman açıp camlara yapışarak yerdeki kadına bakmaya başladılar. Olay yerine ambulans geldi.

Peki kim suçluydu bu hikayede? Eğer polis siyah motorlu çocukla ilgilenmeseydi belki yola bakacak ve kadının karşı kaldırıma koşmasını engelleyecekti. Ya  kafede çalışan kıza ne demeli ?  Eğer kadının istediği kahveyi doğru anlasaydı ikinci kez yapmak zorunda kalmayacak, kadın beklemeyecek ve karşı kaldırıma ona servis çarpmadan geçebilecekti. Ya da suç kafedeki kızın sevgilisinde miydi ? Eğer kafedeki kızı aldatmasaydı o da kahveyi hatasız yapabilirdi. Bu işten sorumlu aynı zamanda odasında telefonunu unutan liseli kızdı. Eğer telefonunu almayı unutmasaydı ne servis bu kadar acele ederdi ne de motordaki çocuk. Bu olayda tek suçlu servis şöförü gibi gözükse de aslında ne kadar çok suçlu var değil mi?

*

Hayat öyle bir oyun ki tek başımıza oynamamıza imkan yok. Etrafımızdakiler ve ya hiç tanımadıklarımızın davranışları sonucunda biz şuan buradayız. O kadar zor bir oyun ki bilemiyor kimse yarını ve ne olacağını. Hiçbir şeyin garantisinin olmaması korkutuyor insanı. “İşte bu benim” diyemiyorsun hiçbir şey için çünkü sen de sahip oldukların gibi geçicisin burada.

Hep düşünürüm “eğer geç kalmasaydım ne olurdu?” diye. Ancak eğer bir yere geç kaldıysanız, önemli bir şeyi unutup eve geri döndüyseniz ya da gitmeniz gereken bir yere gidemediyseniz merak etmeyin elbet bir nedeni vardır. Kaderinizde ve ya birisinin kaderinde. Bu hikayede de eğer sadece bir şey daha farklı olsaydı belki servis kadına çarpmayacaktı.

Hikayenin devamı:

Hastaneye giden iş kadının iki kolunun da kırıldığı anlaşılır ve diş doktoru olduğu için uzun bir süre işine ara vermek zorunda kalır. Uçağı kaçıran motorlu adam havaalanında onu sürpriz yapmak için bekleyen eski sevgilisiyle karşılaşamaz. Servis şöförü işinden atılır. Servisteki kız sabah olacak sınavı kaçırır ve arkadaşlarından soruları öğrenip hiç çalışmadığı sınavdan çok iyi not alır. Servistekilerin anneleri kaza yapan servisten dolayı korkup, çocuklarını iş öncesi okula kendileri bırakmaya karar verirler. Kahve dükkanındaki kız sevgilisini çok sevdiği için ondan ayrılmaz ve yaptığı hatayı görmezlikten gelir. Ama her zaman dalgın olmaya kendini bu şekilde mahkum eder. Bu kişilerin yaşadıkları başka başka olaylar doğurur. Kim bilir bu olaylar belki sizin hayatlarınızı bile etkileyebilir 🙂

Kader” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir